Rehber

Çocuğum seansa gitmek istemiyor: Terapiye karşı direnç normal mi, ne yapmalı?

6 dk okuma · 16 Eylül 2026
Çocuğum seansa gitmek istemiyor: Terapiye karşı direnç normal mi, ne yapmalı?

Terapi sürecinin başında çoğu çocuk yeni oyunlara, yeni bir yetişkine ve dikkatin kendi üzerinde olmasına meraklı yaklaşır. Ama haftalar geçtikçe bu istek bazı çocuklarda yerini "bugün gitmek istemiyorum" diyen bir tavra bırakabilir. Ebeveynler bu değişikliği çoğu zaman "terapi işe yaramıyor" ya da "çocuğum terapistten hoşlanmıyor" şeklinde yorumlar. Oysa bu direnç, birçok terapi sürecinde belirli dönemlerde ortaya çıkan ve çoğunlukla geçici olan bir aşamadır.

Bu direnç neden ortaya çıkar?

  • Yenilik etkisi geçer. İlk seanslardaki merak ve heyecan doğal olarak azalır; rutine dönüşen bir etkinlik, çocuk için artık "yeni" ve "özel" hissettirmeyebilir.
  • Zorlanılan hedefe geçilmiştir. Terapi kolay ve eğlenceli başladığı bir noktadan, çocuğun gerçekten emek harcaması gereken bir aşamaya geçtiğinde, bu emek çoğu çocuk için içgüdüsel olarak itici gelir. Bu, hedefin yanlış olduğu anlamına gelmez; tam tersine, gelişimin gerçekleştiği yerde bir miktar zorlanma beklenir.
  • Günün geri kalanıyla çakışıyordur. Okul sonrası yorgunluk, açlık ya da o gün kaçırılan bir oyun/aktivite, seansın kendisiyle hiç ilgisi olmayan bir isteksizliğe yol açabilir.
  • Başarısızlık hissi birikmiştir. Bir hedefte sürekli düzeltilmek ya da aynı hatayı tekrarlamak, özellikle büyük çocuklarda ve ergenlerde "zaten beceremiyorum" duygusuna dönüşebilir; seans bu duyguyu hatırlatan bir ortam haline gelir.
  • Terapi dışına taşan bir yorgunluktur. Okulda yoğun bir dönem, ek bir kurs ya da evde yaşanan bir değişiklik, çocuğun genel katılım isteğini terapiden bağımsız şekilde düşürebilir.

Yaşa göre direncin görünümü farklılaşır

Küçük çocuklarda direnç genellikle doğrudandır: ağlama, seansa girmeyi reddetme, anne babadan ayrılmama isteği. Okul çağı çocuklarında daha çok sözel şikayetlere ("sıkıcı", "hep aynı şey") ya da erteleme davranışlarına ("beş dakika sonra gelirim") dönüşür. Ergenlerde ise direnç çoğu zaman sessiz bir geri çekilmeyle kendini gösterir; seansa gelir ama minimum katılım gösterir, kısa cevaplar verir, ev pratiğini savsaklar. Her üç görünüm de altta yatan nedenleri anlamak açısından farklı ipuçları taşır.

Ebeveyn olarak neler yapabilirsiniz?

  • "İstemiyorum" cümlesinin arkasını sorun, üzerinden geçmeyin. "Bugün ne sıkıcı geldi?" ya da "Hangi kısım zor geliyor?" gibi açık sorular, çocuğun genel bir isteksizlik mi yoksa spesifik bir zorlanma mı yaşadığını ayırt etmenize yardımcı olur.
  • Seansı ödül ya da ceza aracı haline getirmeyin. "Seansa gitmezsen televizyon yok" gibi bir çerçeve, terapiyi çocuğun gözünde daha da olumsuz bir yere koyar. Amaç, seansın kendi içinde anlamlı ve yönetilebilir hissettirilmesidir.
  • Küçük ilerlemeleri birlikte fark edin. Çocuğun kendisi de bazen ilerlemenin farkında değildir. Geçen aya kıyasla neyin değiştiğini somut örneklerle hatırlatmak ("hatırlıyor musun, bir ay önce bunu hiç yapamıyordun"), motivasyonu içeriden besler.
  • Programı gözden geçirin. Okul çıkışı hemen ardından, aç ya da çok yorgunken planlanan bir seans, içerikten bağımsız olarak dirence zemin hazırlayabilir. Saatin değiştirilmesi bazen tek başına fark yaratır.
  • Kendi kaygınızı çocuğa yansıtmamaya çalışın. Ebeveynin "acaba terapi işe yaramıyor mu" endişesi, farkında olmadan çocuğa da geçebilir. Sakin ve istikrarlı bir tutum, çocuğun süreci daha güvenli bir yer olarak görmesine yardımcı olur.

Ne zaman bu bir "kırmızı bayrak"tır?

Direncin çoğu zaman geçici ve yönetilebilir olduğunu söylemek, her direncin göz ardı edilmesi gerektiği anlamına gelmez. Aşağıdaki durumlarda konuyu terapistle açıkça konuşmak önemlidir:

  • Direnç haftalar değil aylardır sürüyor ve zamanla azalmak yerine artıyorsa
  • Çocuk seans hakkında belirgin bir korku, ağlama krizi ya da fiziksel şikayetlerle (karın ağrısı, mide bulantısı) tepki veriyorsa
  • Terapistle ya da seans ortamıyla ilgili tekrarlayan, tutarlı bir rahatsızlık ifade ediyorsa
  • Genel davranışlarda da (okulda, evde) belirgin bir değişiklik eşlik ediyorsa

Bu durumlarda sorun genellikle "tembellik" ya da "şımarıklık" değildir; hedefin, yöntemin, terapistle uyumun ya da seans sıklığının yeniden gözden geçirilmesi gerektiğine işaret eder.

Terapistle bu konuyu nasıl konuşmalı?

Bir dil ve konuşma terapisti için bu geri bildirim değerlidir, eleştiri olarak değil bilgi olarak karşılanır. "Son zamanlarda seansa gelmek istemiyor" cümlesini paylaşmak, terapistin hedefleri küçük parçalara bölmesine, seans içeriğini çeşitlendirmesine ya da o dönem için farklı bir yaklaşım denemesine olanak tanır. Çoğu zaman küçük bir ayarlama, direnci belirgin şekilde azaltmaya yeter.

Ne zaman değerlendirme istemeli?

Çocuğunuzdaki isteksizlik uzun süredir devam ediyorsa ya da yukarıdaki kırmızı bayraklardan biriyle birlikte görülüyorsa, süreci ve hedefleri birlikte gözden geçirmek faydalı olur. Bu, terapinin başarısız olduğu anlamına gelmez; sürecin çocuğa daha uygun hale getirilmesi için bir fırsattır.

Çocuğunuzun terapi sürecini ve mevcut hedefleri birlikte gözden geçirmek için bir değerlendirme seansı planlayabiliriz.

İlk adımı bugün atın

Değerlendirme seansıyla başlayın; size en uygun terapi planını birlikte oluşturalım.